Çarşamba, Haziran 21, 2006
Asa dedikte...
Hep asa asa dedikte; "işimiz bizim ayineye mi takılmaktır yoksa asanın araç rolü olduğunu gözümüze sokanı mı görmektir?"
sorusu ile genel anlamda şiire yönelik bir beğenmeme hali ifadesiyle aslında elimizde sahip olduğumuz ibarelerle oluşturulacak ki; anlaşılmak üzere, ürünlerin tözüne yönelik mi beyin fırtınaları sürdürmeli diye sormak istedim bu seçkin zümreye.
Şu asa kimi zaman bir parmak değil miydi ayı yaran, dil değil miydi ki bebekten bir ses çıkmasına temel teşkil eden? Biz neden öyleyse bu asanın ne zaman "etkin" olacağı, nasıl etkin olacağı üzerine düşünmeye kaydırmıyoruz bu beyin kasırgasını?

durmuş kuş
 
@ 11:29 ÖS | Hepisi | 0 Yorum
Perşembe, Haziran 15, 2006
Asa mı? 'Onu da nerden çıkardın?'
Asa da neyin nesi? Asa, denize uzatıldığında insana yol açan şey mi? Yol açan: öncü. Öyle mi? Şairler öncüler değillerdir; çünkü onlar denizi gösterir sadece; bakın, derler, bir deniz var, ve oraya gidin o denizi bulun kapanmadan, derler. Şairler büyük güvertelerdir. Büyük 'güverte; büyük deniz'.
Güverte ayakta tutmaz okuru; okur güverteye çıkar basar ayağını yere ve rüzgara karşı, gökten gelene, arkadan ona doğru yaklaşana, artarak yaklaşana karşı kendini korur.
Şair gemidir, gemiye atlayan gemiyi seyreden gökyüzünden haberdardır. "-ki ölüm göğü görememektir" demiştim, ölenler göğü göremez. Göğü görselerdi orada gezinen gemiyi görürlerdi.
Şair işaret eder, o bir 'işaret çocuğudur'. Şairin koluna basıp yürüyenler hikmetin içinden hikmetin merkezine yürür. Hırka giymek yahut hırkayı izlemek bir güvenliliktir. Şair olmanın üç şartını (Kuran-ı Kerim, Şuara suresi)yerine getirene uyalım. Uyalım, yolcu olalım. "sevindiniz işte alın koşturun. Aha size son atım". Bilmekten olmaya..şair var görüyoruz.
"uzayıp uzaya giden akrebe katlanıp zincire gelmeyen yolcular"
Gökkubbenin altında yolcu olana ne mutlu..!

ali düz
 
@ 2:33 ÖS | Hepisi | 0 Yorum
Perşembe, Haziran 08, 2006
'Zarifçe Yaşamak'
Cahit zarifoğlu ne yaptığını biliyordu bence. onun içindir ki taşımış olduğu vicdan, kalp, o aşk ateşi onu daha fazla taşıyamadı. zarifoğlu ne yaptığını iyi biliyordu ama onu anlamak iddiasında bulunanlar ne yaptığını biliyorlar mı desem abartmış olur muyum?

yolname asasız olur mu?

Asa'yı, ben; yol gidenlerin, yola gidenlerin, yol'a gelenlerin bu yolculuk esnasında onlara eşlik eden sadık bir yardımcısı diye düşünüyorum. Hiçbir yolname asasız olmaz. Herkesin aklı yüzü gibi çeşitlilik gösterdiğine göre; asası da öyle değil mi?

sefa yılmaz
 
@ 11:34 ÖS | Hepisi | 0 Yorum
ironi değil, şımarıklık da değil
asa benim, yani ben asanın kendisiyim. bir tek asa olamayacağına göre herkese bir asa düşer bence. bana da asa olmak düşmüşse daha fazla yazı karalamanın bir anlamı yok...

metin gül
 
@ 9:46 ÖS | Hepisi | 0 Yorum